SON DAKİKA

14 Mart 2009 Cumartesi

Etme - Mevlana Celaleddin Rumi

Son zamanlarda sıkça dinlediğim bir şiir. Yılmaz ERDOĞAN'ın seslendirmesi ayrı bir güzel. Taksim Trio, Yılmaz ERDOĞAN ve Mevlana Celaleddin Rumi bir arada. Dinlemesi bu kadar güzel olan başka bir şiir yok son zamanlarda.





Şiirin daha geniş kapsamlı  hali ise aşağıdaki şekildedir:

..........................

duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı?
hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme.

çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru
çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme.

ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için
bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme.

ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme.

sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan
ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.

bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme.

aşıklarla basa çıkacak gücün yoksa eğer
aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.

ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi
bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme.

şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
o zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme.

bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle
huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme.

harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı
ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.

isyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.
............................

4 Mart 2009 Çarşamba

Türk Sinemasından Ütopik İzler (Issız Adam ve Recep İvedik)


Son dönem Türk Sinemasını bazen kendi isteğimle bazen de ortama ayak uydurmak adına takip ediyorum. Bu profil dahilinde yukarıda da ismini verdiğim iki filmi izlemiş bulunuyorum. Filmlerin iyiliği ya kötülüğüne değinmeyeceğim, çok fazla eleştirildiler, çok fazla sevildiler, çok fazla yerin dibine batırıldılar. Bu açılardan yorumlamak için çok geç çünkü bu konuda herkes bir şeyler söyledi söylemeye devam ediyor...


Ama bir şey var ki dikkatimi çeken bu iki filmde özellikle genç kitle olarak adlandırılacak 18 yaşından başlayıp 25 yaşına kadar olan kitle üstünde bir etki yarattılar. Bir bakınız çevremiz "Issız Adam"larla doldu. Sevemiyorum tripleri, her gece biriyle yatıp kalkarım havaları sardı milleti. Ulan daha dün değilmiydin sen "Abi şu kızın aşkından geberiyorum!" demek istersin ama artık çok geç. Hepsi çoktan bir filmin içine hapsolmuşlar yaşıyorlar. 

Sonra bir bakarsın biri birinin ensesine bir tane indirip ve patlatır repliği: 

"Gonuşma layn!" 

Saç sakal birbirine girmişse ve karakterimiz biraz da fiziki bakımdan Recep İvedik'i andırıyorsa bittik. O adam artık bir süreliğine Recep İvedik'tir.

Uzun uzun incelenmesi gereken bir konu bir bakımdan bir bakımdan salla gitsin. Ama gene de bu ütopik iki tipin hatta anti ütopik iki tipin birileri tarafından gerçeğe dönüştürülmesi heyecan verici sayılır. Yani bir çok ütopyayı da gerçek yapabiliriz demek ki bu ikiliyi gerçek yaptıktan sonra. (Fazla iyimserim evet)

Sevgiler Selamlar...


 
Designed By OddThemes & Distributd By Blogger Templates