Kosmos-Reha Erdemden Bir Deli Hikayesi

ZENITH Tarafından 24 Ekim 2009 Tarihinde Gönderildi

46. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin Final Gecesinde, Erden KIRAL yılın en iyi filmini söylemek için sahnede yerini aldığında ağzından şu sözler dökülüyordu: Mevlevilikle, Şamanizmi bir araya getiren bir film... KOSMOS

Anime Dediğin Nedir ki Üç Beş Çizgi

VİRANBAĞ POSTASI Tarafından 14 Temmuz 2009 Tarihinde Gönderildi

Naruto ve Naruto Shippuuden üzerine bir kaç satır

B(tipi)ağımsız bir korku filmi: Splinter

ZENITH Tarafından 20 Nisan 2009 Tarihinde Gönderildi

Oldum olası zaafım vardır b filmlere. Zombi filmleri, Canavar filmleri vesaireler... Hepsini anlamsız bir zevkle ve vakit ayırarak izlerim. Sanırım bu filmlerin hiçbir şey düşündürtmeden aldığı vakti geçirtme özelliğinden kaynaklı olsa gerek. Ama bu zaafım bazen kötü sonuçlara da yol açmıyor değil.

Catharsis Bu Demek Olsa Gerek

Zenith Tarafından 20 Nisan 2009 Tarihinde Gönderildi

Catharsis denen şey bu olsa gerek. Günahlarımızdan arınıyor, kiliseden çıkıyor ve yeni günahlar işlemeye devam ediyoruz bu filmden sonra. Çünkü daha on dakika önce bolca ağlayıp günah çıkardık o insanlar adına. Gerçeklerse yeni günahlarımızda yaşıyor...

Etme - Mevlana Celaleddin Rumi

ZENITH Tarafından 14 Mart 2009 Tarihinde Gönderildi

Son zamanlarda sıkça dinlediğim bir şiir. Yılmaz ERDOĞAN'ın seslendirmesi ayrı bir güzel. Taksim Trio, Yılmaz ERDOĞAN ve Mevlana Celaleddin Rumi bir arada. Dinlemesi bu kadar güzel olan başka bir şiir yok son zamanlarda.

Türk Sinemasında Ütopik İzler

ZENITH Tarafından 4 Mart 2009 Tarihinde Gönderildi

Son dönem Türk Sinemasını bazen kendi isteğimle bazen de ortama ayak uydurmak adına takip ediyorum. Bu profil dahilinde yukarıda da ismini verdiğim iki filmi izlemiş bulunuyorum. Filmlerin iyiliği ya kötülüğüne değinmeyeceğim, çok fazla eleştirildiler, çok fazla sevildiler, çok fazla yerin dibine batırıldılar. Bu açılardan yorumlamak için çok geç çünkü bu konuda herkes bir şeyler söyledi söylemeye devam ediyor...

Erkek Egemen Korku Kültürü = Pornografik Korku

ZENITH Tarafından 28 Şubat 2009 Tarihinde Gönderildi

PBazen Teen Slasher'larda can sıkıcı olabilirlermiş. Benim izlerken canım sıkıldı, izledikten sonra da canım sıkıldı. Bu aralar canım sıkkın ondan da olabilir ama ne filmler gördüm can sıkıntımı on dakkada kaybeden. Bu onlardan değildi.

Ne de Güzel Kötüsün Sen Sylar!

ZENITH Tarafından 21 Şubat 2009 Tarihinde Gönderildi

To be continued olsa da aslında bu dizi arada bir devam etmeyi bırakıp yeni baştan bir konuya sarıyor. Ama her şey bir yana tek bir şey bu dizide istikrarlı ilerliyor. SYLAR!


Oldum olası zaafım vardır b filmlere. Zombi filmleri, Canavar filmleri vesaireler... Hepsini anlamsız bir zevkle ve vakit ayırarak izlerim. Sanırım bu filmlerin hiçbir şey düşündürtmeden aldığı vakti geçirtme özelliğinden kaynaklı olsa gerek. Ama bu zaafım bazen kötü sonuçlara da yol açmıyor değil.

Bugün haftanın ilk günüydü. Sinemaya gitmek için yola çıkma nedenim Reha Erdem'in Hayat Var'ı -eğer sinemanın derebeylerine boy eğmediyse ve hala bir yerlerde gösterimde kalmayı başardıysa - onu izlemekti. Ama gel gör ki çoktan sinema salonları mevsimlik işçilerine yol göstermiş, her sene Amerikan'ın bağrından kopup gelen Holivud filmi diye tabir edilen şaheserlerle dolup taşmıştı. Malum yaz göründü, Amerikan endüstri sineması işini bilir edayla ağır toplarını ve ağır toplarının yancısı kötü filmlerini salonlarımıza yollamışlardı. 

Bu şanssız dönemde ve bir de buluşmam gereken biri olması nedeniyle ben de saati en uygun filme yani Splinter'a(Türkçe meali Kıymık) bilet aldım. Filmle ilgili bir fikrim yoktu ama ucuz bir korku filmi olduğu daha afişinden kendini belli ediyordu. İlgimi çeken de bu olmuştu sadece. İyi ve boş vakit geçirme imkanım vardı. 

Girdim salonuma, zaten benden başka dört beş kişi vardı ve bunların hepsi de kanları sinema salonunda aşk tazeleme, biraz da libido arttırma meraklı gençlerle doluydu. Ne işim vardı benim burda ya bir kere kafaya koymuştum yalnız başıma sinema salonlarını ziyaret etmeye (Ara sıra esiyor böyle. Bir filme tek başına gitmek ve kimsenin sesini duymadan o karanlıkta filmi izlemek. Bu da o esintilerden biriydi).

Film başladı. Epey de iddialı başladı. Görüntüler fena değil, atmosfer iyiydi. Ta ki bizi filmin ana kahramanı garip yaratıkla karşılaştırdığı sahneye kadar. Zira o an anladım bu filmin bir Amerikan Bağımsız Filmi olduğunu. Çekimler iyiydi iyi olmasına ya efekt yapacak güç olmadığından yaratığı oldukça kısa ve bize birşey anlatmaz şekilde gösterip geçtiler. Ve film tam anlamıyla başladı.

Bağımsız Amerikan filmleri tarzı ne olursa olsun yaratıcı oluşlarından kazanırlar. Testere serisinin ilk filmi bunun en büyük örneğidir. Bir B film olarak doğmuş (yaklaşık 10 milyon dolarlı bir B film olduğunu söyleyelim ama. Bizde bu parayla film çekmek müsrüflüktür :) sonradan bir fenomene dönüşüp kan-revan pornografik korku mitini beyinlerimize yerleştirmiştir. Ama bu film bir kere baştan kaybediyordu. Romero abimizin ilk filmi The Night of The Living Dead'le (Tabi western zamanlarında yaratkısız şekilde bu konsept kullanılmıştır. Bkz: Rio Bravo) başlayan yaratıklar/zombilerle sarılı bir mekanda sıkışıp kalma fikri filmimize başından işlemişti. Sonra bu tip filmlere bir farklılık getiren, her ne kadar bir zombi filmi olmasa da vampir filmi olan senaryosu Tarantino imzalı, Robert Rodriguez filmi From Dusk Till Dawn'ın meşhur kanun kaçağı, rehine ilişkisi de filme on beş (bilemedin yirmi) dakika içinde eklenmişti. Aslında biraz da efektleri kuvvetli olsa ve bize bu saçma yaratığın bir mantığı olduğunu gösterse belki daha izlenir kılınırdı film. Ama bu dakikadan sonra senarist madem hikaye başladı kaptırıp gidelim demiş olacak ve yönetmen de ulan bu kadar efekti yapamıyoruz bari hareketli, dan dun görüntüler eşliğinde milleti gerelim, araya da korku pornografisi tadında bol et ve kan koyabilirsek koyalım demiş. Ve Splinter, bizdeki adıyla Kıymık doğmuş.

Filme Screamfest 2008'de bol da ödül vermişler. Üstelik ödüllerden biri de efekt ödülüymüş. Neresine vermişler merak etmekten başka bir şey yapamadım. Ayrıca en iyi filmi de bu almışsa diğerlerinin vay haline. Baştan sona iyi bir film olacağı varken kötü bir film olmuş Splinter. Ed Wood D. Junior'ın dediği gibi detaylar seyircinin dikkatini çekmez mantığıyla hareket etmişler ve ustaları gibi kaybetmişler.  

Bir de ucu açık bir sonla bitirilmiş film. Sanırım bu Bağımsız Film yönetmenlerinin sendromu olsa gerek Amerika'da. Filmi çektik, ödülü aldık, izlettik de millete. Şimdi siz bana para verin ben daha çok efektli daha kaliteli ama hiçbir zaman ilki kadar bile yaratıcı olmayan bir devam filmi çekeyim. 

Neyse efendim. Film bitti, Jenerik bitmeden kalkmak "Annem Sinema Öğreniyor" kısa filminden beri adetim değildi, bu sefer kalktım ve çıktım salondan. Temiz bir hava aldım. Bir cigara yaktım. Beklediğim kişiyle filmin belirli geçiş anlarında mesajlaşmıştık sinemanın önüne gelecekti. Geç kalmıştı. Telefonumu çıkarıp aradım. Bu filmde benim için mazide kalan bir b film oldu. 

Esenlikler dilerim...

0 Response to "B(tipi)ağımsız bir korku filmi: Splinter"

    Yasal Uyarı

    Bu sitenin tüm içeriği yazarlar Zenith ve Serkisof'a ait olup izinsiz kullanmak küfürdür, günahtır. Ama illa kullancam ben bunları diyenlerdenseniz bi' zahmet bizden aldığınızı, yazının en ücra köşelerinden birinde belirtin de hem siz işi kalıbına uydurun hem de biz bu yasal gibi görünen uyarıyı boşuna yazmış olmayalım.

    Tozlu Sayfalardan